OKB Nedir, Belirtileri ve Başa Çıkma Yolları

Obsesyon terimi yanlış olduğu bilinmesine rağmen engellenemeyen, muhakeme ve mantıkla uzaklaştırılamayan, arzu edilmediği halde zihne gelen saplantılı fikirler şeklinde tanımlanmaktadır. Kompulsiyon terimi ise saplantılı düşünceyi/obsesyonu zihinden uzaklaştırmak amacıyla yapılan irade dışı tekrarlayan hareketler olarak tanımlanmaktadır. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ise bireylerin akademik, iş ve sosyal hayatlarındaki işlevlerinde ciddi derecede bozulmalara yol açan rahatsızlık verici, benliğe …

OKB illüstrasyonu kapak görsel

Obsesyon terimi yanlış olduğu bilinmesine rağmen engellenemeyen, muhakeme ve mantıkla uzaklaştırılamayan, arzu edilmediği halde zihne gelen saplantılı fikirler şeklinde tanımlanmaktadır. Kompulsiyon terimi ise saplantılı düşünceyi/obsesyonu zihinden uzaklaştırmak amacıyla yapılan irade dışı tekrarlayan hareketler olarak tanımlanmaktadır. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ise bireylerin akademik, iş ve sosyal hayatlarındaki işlevlerinde ciddi derecede bozulmalara yol açan rahatsızlık verici, benliğe yabancı, bunaltıcı ve tekrarlayıcı düşüncelerden (obsesyonlardan) ve bu rahatsızlık verici durumdan uzaklaşmak için yapılan tekrar eden davranış ve zihinsel eylemlerden (kompulsiyonlardan) meydana gelen bir rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. Sağlıklı bireylerde de benzer şekilde Obsesif kompulsif bozukluk belirtileri görülebilmektedir. Fakat sağlıklı bireylerde bu durum daha çok kısa süreli, daha az benliğe yabancı, zihinden kolaylıkla uzaklaştırılabilen ve bireylerde büyük bir soruna yol açmayan belirtiler şeklinde görülmektedir.

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip bireyler ve sağlıklı bireylerle ilgili obsesyonların ve kompulsiyonların araştırıldığı çalışmalarda sorunu yaşayan gruplarda sık ve şiddetli belirtiler görülmekte iken sağlıklı grupta çok daha az yoğun ve rahatsız edici belirtiler görüldüğü gözlemlenmiştir. Bununla birlikte her iki grupta da obsesyon ve kompulsiyonların biçim ve anlam açısından benzerlik gösterdiği görülmüştür. Özetle obsesyon ve kompülsiyonların toplumun birçok kesiminde görüldüğü fakat sağlıklı bireylerde görülen bu obsesyon ve kompulsiyonların daha az dirençli olduğu ve zihinlerinden kolayca uzaklaştırabildikleri gözlemlenmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB); istenmeyen bir şekikde gelen, uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete veya sıkıntıya neden olan, yineleyici düşünce, dürtü ve düşlemlerdir obsesyonlar ve kişinin obsesyonlara tepki olarak ortaya koyduğu davranışların katı bir biçimde uygulanması gereken ve kurallara göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar veya zihinsel eylemler (kompulsiyonlar) ile karakterizedir. OKB gelişimi bilişsel açıdan açıklamak gerekirse, kişinin inatçı-yineleyici düşünce, imge ve dürtülere verdiği yanıtın kişideki işlevsiz inançlardan etkilenmesi olarak açıklanabilmektedir. OKB’de kişinin taşıdığı obsesif bilişsel inanışlar ‘abartılmış sorumluluk’, ‘düşüncelerin kontrol edilebilirliğine ilişkin inanç’, ‘düşüncelere önem verme (düşünce-eylemin birbirine karışması)’, ‘abartılı tehdit algısı’, ‘mükemmeliyetçilik’, ‘belirsizliğe tahammülsüzlük olarak altı ana kümede toplanmıştır.

OKB Nasıl Anlaşılır?

DSM-5 uluslararası psikolojik rahatsızlık tanı el kılavuzu kitabına göre OKB’nin sağlıklı sınırları aştığını gösteren belirtiler şunlardır; obsesyon, kompulsiyon ya da her ikisinin birlikte varlığı, bu obsesyon ve/veya kompulsiyonlar kişinin günde en az bir saat vaktini alması, sosyal, mesleki, diğer önemli işlevsellik alanlarında kayba neden olmasıdır. Bu belirtiler madde kötüye kullanımı ya da başka bir sorunla ilişkili olmamalıdır. Ayrıca DSM-5’e göre kişinin bu bozukluğa karşı içgörüsünün olup olmadığı, tanı anında ya da geçmişte tik bozukluğu tanısı alıp almadığı belirtilmelidir.

Takıntılar Neden Olur?

OKB, genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde başlamaktadır. Bu sorunu yaşayan çocuklar, kendilerini aşırı derecede endişelendiren müdahaleci düşüncelere ve endişelere sahiptirler. Bu endişelerden uzaklaşmak için kendilerini zorunlu hissettikleri ritüeller geliştirirler. Bu ritüeller obsesyonların yarattığı huzursuzluğu azaltmak için yapılan yinelenen hareket olan kompulsiyonlardır.

Obsesyon ve Kompulsiyon Arasındaki Farklar

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) DSM-IV’de, irrasyonel veya mantıksız bulunan, belirgin gerginliğe neden olan veya işlevselliği önemli ölçüde etkileyen; yineleyici, zorlayıcı düşünceler, imgeler ve/veya kompulsiyonların varlığı ile tanımlanmıştır. Obsesyonlar genellikle bulaşma, kuşku, simetri dini veya cinsel konularla aşırı uğraşları içerir ve özgün bir ritüel yerine getirilmezse kötü şeyler olacağı önsezisi ile birliktelik gösterir. Kompulsiyonlar yıkama, temizlik, kontrol, tekrarlama, sayma, düzenleme ve biriktirme şeklimdedir. Kompulsiyonlar çoğunlukla fiziksel bir hareketi içermesine karşın, özgün dualar veya düşünceleri tekrarlama gibi mental ritüeller şeklinde ve daha basit tik benzeri bir karakterde olabilir. Bunlar huzursuzluğun ortadan kalkması ve “şimdi oldu” duygusu yaşanana kadar tekrarlamaları gerektirebilir.

OKB Türleri Nelerdir?


DSM-5’te Obsesif Kompulsif Bozukluk ve ilişkili bozukluklar aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır.

  • Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)
  • Beden Dismorfik Bozukluğu (Beden Algısı Bozukluğu)
  • Biriktiricilik (İstifleme) Bozukluğu
  • Trikotillomani (Saç Yolma Bozukluğu)
  • Deri Yolma Bozukluğu
  • Maddenin/İlacın Yol Açtığı OKB ve İlişkili Bozukluk
  • Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı OKB ve İlişkili Bozukluk
  • Tanımlanmış Diğer Bir OKB ve İlişkili Bozukluk
  • Tanımlanmamış Diğer Bir OKB ve İlişkili Bozukluk

OKB Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?

Düşünce ve davranışlarının mantıksız olduğunu bilseler bile engel olamazlar. Herkes zaman zaman endişelenir veya bir şeyleri kontrol etme ihtiyacı hisseder. Ancak OKB ile ilişkilendirilen belirtiler şiddetli ve sürekli olur. Bu belirtiler, kişilere sorun yaşatabilir ve günlük aktiviteleri engelleyen davranışlara yol açabilir. OKB’ye sahip kişiler, kaygılarını geçici bir rahatlama sağlama amacıyla bir şeyleri tekrar tekrar kontrol etme veya rutinleri gerçekleştirme ihtiyacı hissedebilirler. Eğer OKB belirtileri sonucunda önlem alınmazsa, bu davranışlar iş, okul ve kişisel ilişkileri zor durumda bırakabilir ve sorun yaşamasına neden olabilir.

Takıntılar ile Başa Çıkma Yolları 

  • Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ile başa çıkmak için kullanılan yöntemler arasında kişinin hem düşüncelerini hem de davranışlarını yönetmesi bulunur. Obsesif kompulsif bozuklukla baş edebilmenin yolları şöyle sıralanabilir:
  •  Oluşan düşünceleri tamamen yok etmeye çalışmak yerine, var olduklarını kabul etmek ve onları yönetilebilir hale getirmek gerekir
  •  Bilişsel davranışçı yaklaşımın bir tekniği olan maruz bırakma ve yanıt önleme, OKB ile başa çıkmada oldukça etkilidir. Kişi rahatsızlık hissettiği duruma kontrollü bir şekilde maruz bırakılarak kaygının azalmasını sağlar.
  •  Bilişsel davranışçı yaklaşım desteğiyle düşüncelerin doğruluğunu sorgulamak ve daha gerçekçi bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmek sürece katkılı olur.
  •  Gün içerisinde oluşan stresi azaltmak için meditasyon, derin nefes alma, yoga gibi gevşeme tekniklerinden yararlanmak önemlidir.
  •  OKB semptomlarını bir anda tamamen yok etmek zor olabilir. Bunun yerine, daha küçük, yönetilebilir hedefler belirlemek sürecin iyi geçmesinde etkilidir.
  •  Rahatsız edici düşünceleri yazarak onları zihinden uzaklaştırmak rahatlama verir.
  •  Düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak vücudun strese karşı dayanıklılığını artırır.

OKB’li Yakınına Nasıl Yaklaşılmalı?

OKB’li bireylerle iletişim kurulurken bu bireylerin rahatsızlıklarının gerçekten çok ciddi olduğu, bu bireylerin rahatsızlık süreçlerinde (örn. Kapı kollarını pis olduğundan dokunmama, elleri istikrarlı bir şekilde sürekli yıkama gibi) olan obsesyon ve kompülsiyonların gerçeklik barındırdığını fakat bu gerçekliği kabul etmekle birlikte bu gerçekliğin abartılı olduğunun farkında olmak gerekir. Aynı zamanda bu bireylerinde günlük hayatlarında aşırı zorlandıklarını ve onların da bu durumdan kurtularak normal bir yaşam sürmek istediklerini bilerek yaklaşmak önemlidir. Bu sebeple bu bireylerin yaptıkları davranışlarını ani bir şekilde değişmesini beklemek, yaptıklarının mantıksız olduğunu söylemek veya değişmek istemedikleri belirtmek durumu daha da kötüleştiren tepkiler olacaktır. Bu durumların farkına vararak yaklaşmak rahatsızlığa sahip olan kişiyi anlamak açısından daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

OKB için Ne Zaman Psikolojik Destek Alınabilir?

Bireylerin davranışlarının normal yaşam standartlarından uzaklaştığı fark edildiğinde, kişinin günlük hayatındaki yaşam alanlarında (iş, akademik hayat, romantik ilişkiler vb.) ciddi şekilde etkilenmeye başladığında destek alınması önerilmektedir.

OKB Kendiliğinden Geçer mi?

Obsesif Kompülsif Bozukluk zamana bağlı olarak belirtilerde azalma eğilimi göstermez aksine bireyin gündelik hayatı gittikçe zorlaşmaya başlar. Zamana bağlı olarak belirtilerin azalacağı yönündeki beklenti yanlış olup obsesyonlar ve kompülsiyonlar tam aksine çoğalabilir veya farklılaşabilir. Bu sebeple OKB rahatsızlığından mustarip olan bireylerin zaman kaybetmen uzmanlar destek talep etmesi önerilmektedir. 

OKB ve Titizlik Aynı Şey midir?

Titizlik, kişinin çevresini veya kendini temiz tutmayı sevmesi, bundan keyif almasıdır. OKB ise kişinin elinde olmadan zihnine gelen rahatsız edici düşüncelerden (obsesyon) kurtulmak için temizliği bir zorunluluk (kompulsiyon) olarak yapmasıdır. Titizlik bireyin kontrolünde olup bireyi zorlamaz veya gündelik hayatın işlevlerinde bozulmalara sebep olmazken obsesif ve kompülsif bozukluk bireylerin gündelik hayatındaki işlevselliklerinde ciddi bir şekilde bozulmaya veya zorlanmalara sebep olur.

Takıntı Hastalığı Olanlara Öneriler

Takıntı hastalığı olan bireyler açısından bu rahatsızlıkla başa çıkabilmek adına duygu, düşünce ve davranışsal açıdan önerilebilecek birçok metot bulunmaktadır. Bunlardan ilki zihinde beliren düşüncelerden kurtulmaya çalışmak yerine bu düşüncelerin var olduğunu kabul etmek ve onları işlevsel düşüncelerle değiştirmek. Bireye rahatsızlık veren durumlara karşı aşamalı ve kontrollü bir şekilde maruz bırakarak davranışsal deneyler yapmak ve bu deneylerin sonucunu bilişsel-davranışsal açıdan ele almak. Takıntıya sebebiyet veren düşüncelere yönelik siyah veya beyazın dışında gri yani alternatif düşünme yönteminin görüşme süreçlerinde öğretilerek kişinin takıntılarına ve olaylara farklı bir bakış açısında bakmasını sağlamak. Davranışsal olarak gün içerisinde stresi ve baskıyı azaltabilmek adına progresif gevşeme yöntemleri, meditasyon, derin nefes alma, yoga gibi gevşeme tekniklerinden yararlanmak. Genel hedefleri parçalara ayırmak ve ulaşılabilir kılmak. Duygusal ve davranışsal denge için ise düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak bireyi genel olarak ruh sağlığına ve takıntılarla baş etmesinde destek sağlayan yollardır…

Sık Sorulan Sorular

OKB ile nasıl başa çıkılır?

Alanında uzman olan bireylerle danışmanlık görüşmeleri, ilaç tedavisi ve yaşam tarzında değişiklik yapmak etkili yollardır. Özellikle bu üç sürecin birlikte ve eş zamanlı olarak ilerlemesi çalışmalarda da gösterilmiştir ki iyileşmeye en hızlı katkı sağlayan ve en çok sonuç veren yöntemdir.

OKB çocuklarda da görülür mü?

OKB belirtileri erken çocukluktan yaşlılığa kadar her yaş döneminde olmakla birlikte genellikle çocukluk döneminde, (yaklaşık olarak 7 – 12 yaş civarında) veya genç yetişkinlik döneminde, (yaklaşık olarak 20 ila 21 yaş civarında) ortaya çıkar.

OKB genetik midir?

Yapılan çalışmalar OKB’nin genetik bir yönü olduğuna dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Monozigot ikizlerde, dizigotlara göre daha yüksek konkordans oranı saptanmıştır. OKB tanısına sahip bireylerin ebeveynlerinde, yakınlarında OKB görülme sıklığı veya OKB tanısı alacak düzeyde olmasa dahi obsesif kompulsif özellikler normal nüfusa göre yaklaşık 5 kat daha artmıştır. Olguların yakınlarında OKB dışında duygudurum bozuklukları, kaygı (anksiyete) bozuklukları, tik bozuklukları gibi diğer ruhsal bozukluklar da sık görülmektedir.

OKB tekrar eder mi?

Bazı psikiyatrik ilaçlar, obsesyon ve kompulsiyonları kontrol altına almaya yardımcıdır. Yaygın yöntem önce antidepresanların denenmesidir. İlaç tedavisi alan hastaların belli bir ilacı ya da ilaçları etkin dozlarda düzenli olarak kullanması beklenir. İlaç tedavisi alan kişi tedavinin olumlu etkilerini ilk bir iki ayda görmeye başlar. İlaçların tam etkisi ise 3-4 ay içerisinde ortaya çıkar. İlaç tedavisinin iyilik halinden sonra da uzun süreli kullanılması hastalığın tekrarlanmasının önüne geçer. Erişkin gruplarda ilaç tedavisinin ve bireysel görüşmelerin birlikte uygulanması özellikle hastalığın tekrarın önüne geçilmesinde en etkili yöntemdir.

OKB ile mükemmeliyetçilik aynı mı?

Hayır aynı değildir. Obsesif-kompulsif bozukluğu olan bir kişinin yaptığı şeyin mantıksız olduğunu fark etse bile, yine de günde saatlerce bunu yapmaya devam eder. Obsesif kompulsif bozukluğu olan kişiler bu davranışı durdurmak isterler ama bunu başaramazlar. Bu durum onların kontrolünün dışında gibi gelir. Buna karşılık, mükemmeliyetçi kişiler genellikle bu davranışı durdurmak istemezler çünkü bu davranış onlara bazı ödüller veya bir düzen duygusu getirir.

OKB kaç ayda düzelir?

İlaç tedavileri ve bireysel görüşmeler alanında uzman psikiyatri doktorları tarafından hastanın ve hastalığın özelliği göz önünde bulundurularak düzenlenen tedavi protokollerine bire bir uyulması süreci hızlandıran ve tedaviyi olumlu etkileyen faktörlerdir. Bu süreçte rahatsızlıktan mustarip olan bireyin sürece aktif katılımı tedavi sürecini büyük ölçüde kısaltan hatta neredeyse 3 aya kadar azaltan etmenlerdir. İlaçların düzenli kullanımı ve düzenli görüşmeler hastalığın tedavisini 3-6 ay arasına kadar düşürebilmektedir..

Stres OKB’yi tetikler mi?

Evet tetikler. Günlük yaşamda düzenli olarak egzersiz yapmak, sağlıklı beslenme ve yeterli miktarda uyku almak OKB hastalığının iyileşmesine katkıda bulunur. Bunun yanında stres yöntemi tekniklerinden yararlanmak da zihinsel sağlığa olumlu etkilere sahiptir.

Takıntılar hayat boyu sürer mi?

Takıntıların hayat boyu karşımıza çıkabilmekle ve bireylerin bu süreçle tedavi sürecinden sonra bile aktif bir şekilde mücadele etmesi gerekebilmektedir. Bununla birlikte özellikle takıntılara ilişkin tedavi süreçleri tamamlandıktan sonra, hastaların tedavi sürecinde öğrendiklerini sürdürebilmeleri için izleme görüşmeleri önem taşımaktadır. Tedavi sonrası izleme, hastaların semptomlarının tekrarlamaması veya kötüleşmemesi için gereklidir. Düzenli terapi seansları, ilaç kontrolleri ve stres yönetimi stratejileri ile tedavi sonrası dönemde hastaların semptomlarını kontrol altında tutması sağlanır.

İzleme sürecinde, hastaların tekrar eden takıntıları fark etmeleri ve bu belirtilerle başa çıkma yollarını uygulamaları büyük önem taşır. Bu süreç, uzun vadede hastaların yaşam kalitesini korumalarına yardımcı olur ve birey hayatı takıntılarla birlikte sağlıklı, mutlu ve işlevsel yaşamayı öğrenir.

Uzman Ekibimiz

Uzman Psikolojik Danışman Gözde Akkuş Barlas

Çocuk, Ergen ve Yetişkin

Psikolojik Danışman Özge Hacıoğlu

Çocuk, Ergen ve Aile

Ara