Kişinin kendisinin ya da yakınlarının yaşadığı, bedensel ve ruhsal varlığına büyük bir tehdit olarak hissettiği ve güven duygusunun sarsıldığı, birden gelen ağır örseleyici olaylardır. Bir başkasının travmatik olayları yaşamasına tanık olmak veya bu olayların sevdiklerinin başına geldiğini öğrenmek de bireyi duygusal açıdan travmatik olayı doğrudan yaşaması kadar etkilemektedir. Böyle bir olayla karşılaşıldığında beyindeki aşırı uyarılma …
Kişinin kendisinin ya da yakınlarının yaşadığı, bedensel ve ruhsal varlığına büyük bir tehdit olarak hissettiği ve güven duygusunun sarsıldığı, birden gelen ağır örseleyici olaylardır. Bir başkasının travmatik olayları yaşamasına tanık olmak veya bu olayların sevdiklerinin başına geldiğini öğrenmek de bireyi duygusal açıdan travmatik olayı doğrudan yaşaması kadar etkilemektedir. Böyle bir olayla karşılaşıldığında beyindeki aşırı uyarılma sonucu edinilen bilgi, doğru kodlanamaz ve anlamlandırılamaz. Dolayısıyla travma kısaca işlenmemiş ham anı olarak kalan bir kavramdır.
Okuma Önerileri
Travma Nasıl Oluşur?
- Acı veren deneyimin ağır oluşu
- Zorlanmanın daha önceden kestirilemeyen, beklenmedik nitelikte oluşu
- Bireyin olay karşısında denetim gücünün kalmayışı ya da olmayışı
- Sosyal desteklerin yetersizliği
Bu faktörler, yaşanan olayın travmaya dönüşme riskini arttırır. Ayrıca olayın derecesi, şiddeti, süresi ve türü travmaya dönüşüm konusunda önemli faktörlerdir. Ancak travma yaşayan her birey psikolojik bir problem veya yıkılma belirtileri göstermez. Çünkü her birey travmayı kendi duyguları ve gözlemleriyle deneyimler. Bu da bireylerin travma öncesi risk faktörlerinin farklı olduğunu gösterir. İnsanların genetik özellikleri, yaşadıkları ortamın koşulları ve özellikleri, psikolojik özgeçmişleri, o duruma ilişkin düşünce biçimleri ve belli stres kaynaklarıyla baş etme becerileri bakımından travma sonrası psikolojik bozukluk geliştirmeleri farklılaşır.
Travma Türleri
Deprem, sel, yangın, çığ gibi doğal afetler, savaşlar, cinsel ya da fiziksel saldırıya maruz kalma, aile içi veya kişilerarası şiddet, kaçırılma, trafik-ulaşım kazaları, hayatı tehdit eden bir hastalık gibi zorlayıcı olaylar travmanın türlerindendir. Çocuklarda travmaya neden olacak olaylarda ise yukarıda sayılan türlere ek olarak cinsel ve fiziksel istismar, okullarda gözlenen şiddet durumları ve akran zorbalığı sayılabilir.
Travmanın Birey Üzerindeki Etkileri
Travma sırasında insanların yoğun bir şekilde yaşadıkları korku, çaresizlik, dehşet veya donup kalmanın sonucunda birey üzerinde travma sonrası psikolojik, duygusal, fiziksel, bilişsel ve davranışsal etkileri görülebilmektedir.
Psikolojik ve duygusal etkileri; depresif duygulanım, öfke, suçluluk duygusu, normal durumlara aşırı tepki gösterme, utanç, benlik saygısında düşme, yetersiz hissetme, kimlik sorunları veya TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) olarak ortaya çıkabilir.
Fiziksel etkilerine; kas ağrıları, baş dönmesi, aşırı terleme, tikler örnek gösterilebilir.
Bilişsel etkileri; dünyayı tehlikeli ve güvensiz algılama, kendine veya başkasının başına bir şey geleceği beklentisi, dikkat süresinin azalması, hafıza kaybı, bağımsız karar vermede güçlükler yaşanabilmektedir.
Davranışsal etkilerinde ise; kendine veya başkasına saldırgan davranışlar, bağımlı davranışlar, (maddeyi kötüye kullanım, alkol) uyku, beslenme gibi özbakım alanlarda kontrol eksikliği, gelişimsel görevleri yerine getirmede başarısızlık görülebilmektedir.
Günlük Yaşama Yansımaları
- Travmatik anı tekrarlayıcı bir biçimde anımsanabilir. Kişi o anı imgelem veya rüyalar yoluyla tekrar yaşıyormuş gibi hissedebilir.
- Tetikleyen kişilerden, mekanlardan, konuşmalardan veya durumlardan uzak durma isteği görülebilir. Kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de bu durum zamanla sosyal yaşamı sınırlandırabilir.
- Uykuya dalmakta güçlük çekmek, sık sık uyanmak veya dinlenmiş hissedememek travmanın yaygın yansımaları arasında yer alabilir.
- Herhangi bir tehlike olmasa bile kendini sürekli tehdit altında hissedebilir. Ani seslerden irkilme, küçük uyaranlara aşırı tepki verme veya kendini tam kapatma, çevreyi sürekli kontrol etme ya da rahatlayamama gibi durumlar günlük yaşamı zorlaştırabilir.
Travma ile Baş Etme
Travma sonrası en güçlü ve tutarlı koruyucu faktör sosyal destektir. Sosyal destek, bireye maddi veya manevi ihtiyaçlarının giderilmesinde yardım eden ulaşılabilir insan sayısı şeklinde tanımlanabilir. Aynı zamanda bireyin kendisine sağlanan desteği yeterli görmesi ve memnun olmasıdır. Travma sonrası bireyin kendini çaresiz, güçsüz, tek başına kalmış hissedebileceği göz önüne alındığında sosyal desteğin önemi artmaktadır.
İkinci faktör özyeterliktir. Özyeterlik yaşamda etkili amaç belirleme ve ulaşma, stresli zorlukların idaresinde başarılı olmaya dair kendine olan inancı işaret eder.
Psikolojik Sağlamlık: Zorlayıcı deneyimler karşısında yaşamı normal olarak sürdürebilme becerisidir. Olayları anlamlandırma, ders çıkarma, inancını yitirmeden devam etme gücüyle travma öncesi işlevselliğe dönme kapasitesidir. Dolayısıyla travmanın yaşattığı hasarı onarmakta psikolojik sağlamlık bir baş etme mekanizmasıdır.
Travma Sonrası Büyüme/Gelişme: Acının deneyimlenip, yeniden yorumlanması ve yaşama ilişkin yeni anlamlar üretilmesi sürecidir. Kişisel ve çevresel kaynakların etkili kullanımı ile acı deneyimler sonucu yaşama uyum göstermekle kalmama hatta eski işlevsellik düzeyinin de üstüne çıkma. Psikolojik sağlamlık, travma sonrası gelişme için kaynak teşkil etmektedir.
Ne Zaman Destek Alınabilir?
Eğer yaşanan olayın etkileri uzun süre devam ediyor, günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi, çalışma hayatınızı veya yaşam kalitenizi belirgin biçimde etkiliyorsa bir uzmanla görüşmek süreci daha sağlıklı anlamlandırmanıza yardımcı olabilir. Güvenli bir ortamda yaşanan deneyimleri konuşmak, duyguları fark etmek ve baş etme becerilerini güçlendirmek birçok kişi için destekleyici olabilir.
Görüşmelerde Sürecin İlerleyişi
İlk olarak saygı ve kabul çerçevesinde güven ve iş birliğine dayalı bir ortamın oluşturulması ve terapötik bağın/ilişkinin kurulması sürecin başlıca amaçlarıdır. Burada duygu düzenleme becerisi ile bir sonraki aşamaya geçilmesi uygundur. Daha sonra travmatik anıların işlenmesi (yeniden deneyimleme) aşamasına geçilir. Burada amaç geçmişte yaşanan rahatsız edici anıları yeniden işleyerek duyarsızlaşmayı sağlamak, sıkıntıyı tetikleyen/artıran mevcut durumları ele almak ve olumlu inanç ve duygularla geliştirilen olumlu davranışları gelecekteki benzer sorunlar karşısında gösterebilmektedir. Bilinçli farkındalık burada önemli bir role sahiptir. Düşüncelerin, duyguların ve beden duyumlarının/ beş duyu farkındalığını geliştirmek, anda güvenliği sağlamanın anahtarıdır. Son aşamada ise bireyin baş etme mekanizmaları dikkate alınarak olağan hayatla yeniden bağ kurması, bilgilerini yeniden organize ederek uyum sağlama sürecidir.
Sonuç olarak travma, kişinin yaşamında derin izler bırakabilen bir deneyim olabilir. Ancak bu deneyim, yaşamın geri kalanını aynı şekilde sürdüreceği anlamına gelmez. Yaşananları anlamlandırmak, duyguları fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destekten yararlanmak, kişinin yaşam kalitesini yeniden güçlendirmesine katkı sağlayabilir.
Sık Sorulan Sorular
Her zaman değil. Bazı kişiler yaşanan olayın ardından hemen etkilenirken, bazı kişilerde etkiler haftalar hatta aylar sonra fark edilebilir. Bu süreç kişisel yaşam deneyimleri, sosyal destek ve olayın niteliğine göre değişebilir.
Her bireyin yaşam öyküsü, baş etme becerileri, kişilik özellikleri ve destek sistemi farklıdır. Bu nedenle aynı olay karşısında verilen duygusal ve davranışsal tepkiler de farklılık gösterebilir.
Bazı kişiler zaman içinde kendilerini daha iyi hissedebilir. Ancak yaşanan olayın etkileri uzun süre devam ediyor, günlük yaşamı zorlaştırıyor veya ilişkileri olumsuz etkiliyorsa profesyonel destek almak sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayabilir.
Hayır. Çocuklar yaşadıklarını her zaman sözcüklerle ifade edemeyebilir. Oyunlarında değişiklikler, içe kapanma, öfke nöbetleri, uyku sorunları, ayrılmak istememe veya okul performansında değişimler dikkat çekebilir.
Onu yargılamadan dinlemek, duygularını küçümsememek, “Artık bunu unutmalısın.” gibi ifadelerden kaçınmak ve yanında olduğunuzu hissettirmek destekleyici olabilir. Her bireyin iyileşme süreci farklı olduğundan acele ettirmemek önemlidir.
Hayır. Üzerinden aylar hatta yıllar geçmiş olsa bile yaşanan olayın etkileri günlük yaşamı sürdürmeyi zorlaştırıyorsa psikolojik destek almak için geç kalınmış sayılmaz.







